22 Haziran 2020

Tedarik Zincirinde Alternatif Çözümler

Uluslararası ekonomiyi büyük bir buhran ve belirsizlikle baş başa bırakan COVID-19 krizi sebebiyle duran üretimler, kapanan sınırlar, azalan talepler ve ülkelerin OHAL’leri küresel tedarik zincirinin de bozulmasına sebep oldu.

Pek çok sektörü durma noktasına getiren salgın krizi için IMF, nisan ayı başlarında yaptığı açıklamada, küresel ekonominin Büyük Buhran’dan bu yana yaşadığı en büyük talihsizlik ve ekonomik çöküş ifadesini kullandı. Birleşmiş Milletler ve OECD, 2020’de dünya ekonomisinin yüzde 1 ile 3 arasında küçülebileceğini ve ülkelerin GSYİH’lerinin yüzde 2,4 ila 3 küçülme yaşamasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor.

Uzmanlar, gelişmekte olan ülkeler için yaşanacak olan ihracat geliri kaybının 800 milyar dolar civarında gerçekleşebileceğine dikkat çekiyor. Dünyanın en büyük ihracatçısı ve küresel imalatın üçte birini karşılayan Çin’in ihracatı ise yılın ilk iki ayında yüzde 13,5’lik tarihi bir düşüş yaşadı.

Küresel ekonomi pandemi ile boğuşurken, küresel ticaret ve tedarik zinciri üzerindeki etkisi, küresel yatırım akışlarında hızlı bir bozulmaya neden oldu. Zaruri mal üretimi yapan fabrikaların dışındakilerin üretimi durdurması, dünya genelinde siparişlerin iptal edilmesi, ülkelerin olağanüstü hâl ilan etmesi, akaryakıt fiyatının artması ve sınırların kapatılması ile uluslararası ticaret ve global tedarik zinciri bozuldu. Türkiye’nin de aralarında olduğu çok sayıda ülke şubat-haziran döneminde uçuşları durdurdu. Kritik ve zamana bağlı gönderilerin hareketliliğinde ve dolayısıyla küresel tedarik zincirinin devamlılığında elzem rolü bulunan global hava kargo sektörü, sadece ocak-şubat döneminde, yıllık bazda yüzde 3’ten fazla düşüş yaşadı. Havayolu navlunlarında yolcu uçakları seferlerinin iptal edilmesi ile kargo kapasitesinin azalması, Avrupa ve Amerika arasındaki havayolu navlun fiyatlarında yüzde 20’ye varan artışlara neden oldu.

Bölgelerdeki ekonomik kilitlenmeler karayolu yük taşımacılığı ve dağıtım hizmetlerinde de büyük zorluklar yaşanmasına neden oldu. Mart ayı içerisinde 14 ülke sınırlarını diğer ülkelere kapattı. Limanlar ve terminallerdeki sınır sıkıntısı ile birlikte iş gücü sorununun da baş göstermesi kara taşımacılığında tedarik zinciri sorunsalını büyüttü. Ayrıca sadece karayolunda değil, hava kargo tesislerinde, terminallerde, nakliye limanlarında, iç konteyner depolarında, depolarda, gümrüklerde ve devlet otoritelerinde de ciddi iş gücü sıkıntısı yaşanıyor.

Emtialara ve ham maddelere olan talebin düşmesi küresel denizcilik sektörünü de darboğaza soktu; okyanus aşırı yük taşımacılığı endüstrisinde belirsizlik giderek artıyor. Dünyanın dört bir yanındaki hükümetlerce uygulanan sıkı sınırlama önlemleri, ABD ve Kuzey Avrupa limanlarındaki ticaret ve kargo hacimlerinin azalmasına sebep oldu.

Çin’in ocak ayından bu yana yaşadığı dramatik daralma, küresel imalat tedarik zincirini engelleyen en önemli sebeplerden biri oldu. Bu dönemde limanlardaki konteyner hacminde yüzde 10,6 düşüş yaşandı.

Bugün pandeminin yaratmış olduğu belirsizliklerden dolayı küresel tedarik zincirinin ne kadarlık bir büyüme veya kayıp yaşadığı tam olarak bilinemiyor. Global tedarik zinciri yönetim pazarı 2018 yılında 14,5 milyar dolarlık bir değere sahipti ve 2024 yılında 24 milyar dolara ulaşması bekleniyordu; bu da her sene için yüzde 10,5’lik bir büyüme ortalaması anlamına geliyor ancak bu ortalamanın düşeceği ve hedeflenen rakama ulaşmak için tarihin erteleneceği herkesçe kabul gören bir gerçek.

Küresel lojistik sektörü; durgun global ekonomi, ticari anlaşmazlıklar, jeopolitik belirsizlikler ve çevre düzenlemeleri nedeniyle çalkantılı geçirdiği 2019 yılında, her şeye rağmen yüzde 1,2’lik bir büyüme yakalamıştı. 2020’nin ilk çeyreğinde ise COVID-19’un ekonominin her alanındaki büyümeyi tersine çevirmesi ile lojistik sektörü de seneye kötü bir başlangıç yaptı.

Nisan ayı ile beraber Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülke, kendi sınırları içinde normalleşme sürecine başladı. Ancak pek çok tedarikçi hâlâ zamanında sipariş teslimi yapamıyor. Deloitte’un mayıs ayında yayınladığı rapora göre, tedarik tarafında Asya pazarlarına olan bağımlılık ve karantina kısıtlamalarıyla depo ve lojistik operasyonların aksaması gibi nedenlerle tedarik zincirinde yaşanan problemler bir süre daha devam edecek.

Tedarik Zincirine Yeni Önlemler

Tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye de kendi eylem planlarını devreye alarak hem lojistiğin ve tedarik zincirinin devamlılığını hem de halk sağlığını koruma gayreti içinde.

Avrupa Birliği ülkelerinin devreye aldığı kısıtlamalar nedeniyle, Türkiye ile Avrupa arasındaki karayolu yük taşımaları sınırlı bir kapasite ile devam ediyor. Havayolunun kapalı olması sebebiyle, şoförler uçakla seyahat edemiyor, dolayısıyla Ro-Ro seferlerinde aksamalar yaşanıyor. Bu da gecikmeli bir ihracatın oluşmasına neden oluyor. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD), nisan ayında, karayolu taşımacılığının önünü açabilmek adına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “COVID-19 Kapsamında Avrupa Yönlü Karayolu Taşımalarında Alınabilecek Önlemler” içerikli bir rapor iletti. Raporda, ithalat ve ihracat yükü taşıyan Türk ve yabancı uyruklu şoförlere, Bilim Kurulu’nun da onayladığı hızlı tanı testlerinden uygulanarak, test sonucu negatif çıkan şoförlerin seferlerine devam ettirilmesi uygulamasının yürürlüğe alınması önerildi.

Diğer yandan Sağlık Bakanlığı, Kapıkule Gümrük Kapısı’nda yaşanan sıkıntıların, yoğunlukların ve gecikmelerin giderilmesi amacıyla, koronavirüs test sonuçlarını (PCR testi) 15 dakika içerisinde veren bir “mobil laboratuvar”ın kurulmasına izin verdi. Bu laboratuvar sayesinde özellikle Avrupa taşımalarında gecikmelerin önüne geçileceği belirtiliyor.

Ticarette Temassız Dönem

Türkiye’nin dış ticaret taşımacılığında en fazla paya sahip olan Orta Doğu ve Avrupa ülkelerine yapılan taşımacılığın devam edebilmesi için farklı çözüm yolları ortaya konuyor. Bu doğrultuda Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, COVID-19’a karşı “temassız ticaret” sistemini başlattıklarını açıklamıştı. Temassız ticaret ve bunun bir parçası olarak kurulan tampon bölge sistemleri ile komşulara olan ticaretin sürdürülebilirliği sağlanmaya çalışılıyor.

Türkiye’nin yıllık 9 milyar dolar ihracat yaptığı Irak’a açılan Habur sınır kapısında, pandemi önlemleri kapsamında, 1 Mart tarihinde tampon bölge kuruldu. Tampon bölgede konteyner, dorse ve şoför değişimi temassız gerçekleşiyor.

Yılda 130 bin TIR’ın gittiği İran ile sınırlar 23 Şubat tarihinde kapatıldı. Burada tampon bölge kurulacak alan olmaması sebebiyle, buradaki çıkış yöntemi temassız lokomotif oldu. Ticaret Bakanlığı, Gürcistan ve Azerbaycan ile yaptığı görüşmeler sonrasında Türközü, Çıldır-Aktaş ve Sarp gümrük kapılarının kapasitelerini artırarak, bu güzergahları 24 saat çalışır duruma getirdi ve bu hudut kapıları üzerinden İran’a hat açtı. Kapıköy tarafında ise lokomotiflerin ittirdiği vagonlar, İran tarafındaki lokomotiflerce çekiliyor. Bu gümrük kapısından günlük 120 vagon ile hizmet verildiği söyleniyor.

Kapıkule sınır kapısında da ticaret; tampon bölgedeki araç, şoför ve dorse değişimi ile gerçekleşiyor. Yurt dışından gelen yerli yabancı TIR şoförleri, 14 günlük zorunlu karantina sürecine alınıyor. Ticaret Bakanlığı tarafından, uygulamaların yürürlüğe alınmasıyla beraber Kapıkule’de kuyrukların azaldığı belirtiliyor.

Orta Avrupa, İtalya ve Fransa’ya ticaret ise devam ediyor. Pendik, Tuzla, Ambarlı, Yalova, Çeşme ve Mersin limanlarından İtalya’da Trieste ve Bari limanlarına; Fransa’da ise Toulon ve Sete limanlarına araçlar, feribotlarla şoförsüz olarak gönderiliyor. Araçlar karşı tarafta çekicilerle alınıyor. Kapıkule’deki trenin kapasitesi de 35,8 bin vagondan 50 bin vagona çıkarıldı. Çerkezköy’deki demiryolu hattının taşıma kapasitesi ise iki katına çıkarıldı. Bulgaristan’a gidecek olan mallar, bu hat üzerinden taşınacak.