Startup Ekosisteminde Bir İlke İmza Attık
  • Ekim 13, 2021
  • Blog

Startupfon Kurucu Ortağı Gülsüm Çıracı, Türkiye’de son dönemde sayısı artan startup’ların doğru şekilde ilerleyebilmesi için tüm seviyelerde yatırıma ulaşabilecekleri mekanizmaların oluşturulması gerektiğini belirttiği röportajıyla Argemonia’nın 21. Sayısında Kadın Gözü köşesine konuk oldu.

Startupfon, Türkiye’nin nitelikli yatırımcılara hitâp eden ilk hisse bazlı erken aşama yatırım platformu olarak çalışmalarını sürdürüyor. Teknoloji girişimlerinin hayata geçmesi için ihtiyaç duyulan sermayenin, kitlelerin desteğiyle bir araya getirilmesi amacıyla kurulan şirket; sektörde deneyimli ve vizyon sahibi bir ekip tarafından, potansiyeli yüksek ve başarı vadeden girişimleri keşfetme, mentorlük etme ve yatırımla buluşturma amacıyla oluşturulan kitlesel fonlama platformudur. 2020-2024 yılları arasında faaliyet gösterecek fonun yılda 10 ila 15 yeni girişime yatırım yapması hedefleniyor. Startupfon bugüne kadar 27 girişime yatırım yaptı.

Öncelikle Startupfon’un geçirdiği evrimden, çalışmalarından ve girişim ekosistemine yansımalarından bahsedebilir misiniz?

Aslında bir melek yatırımcı ağı olarak 2016 yılında bu alanda çalışmaya başladık. Melek yatırımcı ağı kimliğiyle faaliyet gösterdiğimiz dönemde öncelikli olarak potansiyel yatırımcıları bu ekosisteme kazandırmayı hedeflemiştik. Bu kapsamda Türkiye’nin sanayileşmiş şehirlerinde, geleneksel sektörlerde faaliyet gösteren iş insanlarına ‘Startup yatırımcılığının’ da alternatif bir yatırım aracı olduğunu anlattık; startup değerlendirme, yatırım ve müzakere gibi süreçler konusunda bilgilendirmelerde bulunduk. 2019’a kadar bu profile sahip melek yatırımcılarla yaklaşık 30 girişime yatırım gerçekleştirdik. Ancak bu yatırımları yaparken birkaç sorun tespit ettik.

Startupfon, yatırım stratejisi olarak teknoloji girişimlerinin ilk yatırımcısı olmayı hedefliyor. Kurmuş olduğumuz fonun nihai büyüklüğü 10 milyon dolar olacak.

Ekosisteme yeni gelen yatırımcılar startup değerlendirmeyi bilmediklerinden, yatırım kararlarını hızlı bir şekilde veremiyorlardı. Startup’lara yatırım yapmak için çok ciddi bir zaman ayırmaları gerekliydi. Kendi işleri daha öncelikli olduğundan, yeterli zamanı ayırma konusunda problem yaşamaktaydılar. Startup’lara yatırım yapmaya başlayan bir melek yatırımcının anlamlı bir geri dönüş elde edebilmesi için 10-15 aralığında yatırım yapması ve portföyünü yönetebilmesi gerekiyor. Yine zaman kısıtı ve değerlendirme konusundaki bilgi eksikliği nedeniyle portföy oluşturma konusunda sıkıntı yaşanıyordu.

Bu sorunlardan dolayı Startupfon fikri oluştu. Yatırımcıların fona katılarak aynı anda birçok startup’a erişimleri söz konusu olurken bu startup’lar arasından beğendiklerine ise fonla birlikte co-invest (ortak yatırım) yapılma imkânı sağlandı. Startupfon sunduğu ortak yatırım ile ekosistemde bir ilk olma özelliği taşıyor. Şu anda 10 milyon dolar büyüklüğüne ulaşacak fonun ilk kapanışı yapılmış ve üç yatırım gerçekleştirilmiş durumda.

Startupfon’un yakın dönem hedefleri neler? Ne kadarlık bir yatırım yapmayı ve kaç girişimciye ulaşmayı hedefliyorsunuz?

Startupfon, yatırım stratejisi olarak teknoloji girişimlerinin ilk yatırımcısı olmayı hedefliyor. Bu anlamda tohum ve erken aşamada yatırım yapacağını söyleyebiliriz. Kurmuş olduğumuz fonun nihai büyüklüğü 10 milyon dolar olacak. Bu anlamda yatırım süresi içerisinde 45-50 girişime yatırımcı olmak hedefleniyor. Yatırım alanımız ise teknoloji alanında faaliyet gösteren tüm girişimler olabilir, belli bir dikeyimiz yok. Kriterlerimiz ise çalışabilir bir ürünün olması, globale açılma hedefinin olması ve tabii ki en önemlisi hayata geçiren ekibin yetkin ve tutkulu bir ekip olması diyebiliriz.

Startupfon Türkiye içinde şu an nasıl bir ağa sahip? Yurt dışına açılmak ve küresel bir ekosistemin parçası olmak gibi hedefleriniz var mı?

Startupfon şu anda Türkiye’nin 55 farklı şehrinden bin 500’ün üzerinde üye yatırımcısı olan bir platform. Önümüzdeki dönemde SPK’dan ‘Kitle Fonlama Lisansı’ almayı planlıyoruz. Kurduğumuz fon ile birlikte platformdaki yatırımcıların da ortak yatırım yapabilmesini hedefliyoruz. Daha sonrasında yurt dışında özellikle Avrupa’da aynı modeli kurmayı ve büyütmeyi hedefliyoruz. Bu açılardan bakıldığında biz de kendimizi bir FinTech startup’ı olarak konumlandırıyoruz. Günün sonunda yatırımcıların online üye olabildikleri ve startup’lara yatırım süreçlerinin tamamen online olduğu bir yapıya ulaşmayı planlıyoruz.

Siz sektörde fon yöneten birkaç kadından birisiniz. Bu açıdan değerlendirildiğinde Startupfon kadın girişimcileri nasıl destekliyor?

Maalesef ekosistemde özellikle fon yönetimi konusunda kadın sayısı oldukça az. Sadece fon yönetiminde değil, iş hayatının birçok alanında cinsiyetlerin eşit şekilde dağılmadığını görüyoruz. Kadın girişimciler tabii ki bizim için çok kıymetli ama değerlendirme yaparken cinsiyetten bağımsız olmasına dikkat ediyoruz. Önemli olan girişimcinin cinsiyeti değil; işe olan tutkusu, yetkinlikleri diyebiliriz. Bu anlamda kriterlerimize uygun olan girişimciler arasında elbette kadın olunca biraz daha mutlu olduğumuzu da itiraf etmemiz gerekir.

Sağlıklı bir ekosistem içinde girişimcilerin, tüm seviyelerde yatırıma ulaşabilecekleri mekanizmaların oluşması gerekli.

Ortaya konan raporlar, dijitalleşmenin ve online çalışma hayatının kadınları daha güçlü kılacağını gösteriyor. Sizce bu kavram kadınların girişimcilik ekosistemi içindeki edilgen yapısını etken hâle getirebilir mi?

Kendi kişisel gözlemime dayanarak online çalışma hayatının kadınlar için daha zor olduğunu iddia edebilirim. Kadın evden çalışırken aynı zamanda evdeki çocuk bakımı, evin düzeni gibi sorumluluklarla daha fazla ilgilenmek zorunda kalıyor. Belki kadınların organizasyon becerisinin bu anlamda öne çıkacağını düşünerek online çalışırken erkeklere oranla daha hızlı planlama yapabilmeleri nedeniyle daha verimli çalışmaları girişimcilik ya da iş hayatında güzel sonuçlara yol açabilir. Dediğim gibi bu konuda çok da bilgili olmadığımdan sadece kendi kişisel görüşümü belirtmek istedim.

Peki startup ekosistemi ve yatırım ağı, melek fonları genel olarak Türkiye’de yeterli seviyede mi?

Türkiye’de özellikle 2020 ve 2021 yılında startup’lara olan yatırım iştahının artmakta olduğunu söyleyebiliriz. Fakat hâlâ yeteri kadar yatırım kurumu veya yatırımcı olduğunu iddia edemeyiz. Son iki yıla baktığımızda özellikle yatırımcılık tarafında hızla artan bir grafik görmekteyiz. Bu nedenle şu anda yatırımcı sayısının ve yatırım hacimlerinin yeterli olmasa bile kısa zamanda yükseleceğine inanıyoruz.

Tabii bu noktada yatırımcı sayısı kadar yatırım hacmi de son derece önemli. Sağlıklı bir ekosistem içinde girişimcilerin tohum, erken aşama, büyüme aşaması gibi tüm seviyelerde yatırıma ulaşabilecekleri mekanizmaların oluşması gerekli.

Sizce Türkiye’de geliştirilecek girişim ekosistemi yabancı yatırımcıyı yeniden ülkeye çekmek için önemli bir eşik olur mu?

Startup’lar doğası gereği global dünyada çalıştıkları için yabancı yatırımcı için coğrafya çok önemli olmayabilir. Türkiye’de son dönemde heyecan verici startup’ların çıkmasıyla yabancı yatırımcı sayısı belirgin derecede artmaktadır. Ben bu durumun artarak devam edeceğine inanıyorum.

Son olarak, hayatın online düzene dönmesi ve teknolojideki hızlı ilerleme iş akışını nasıl değiştirecek?

Pandemi dönemi dünyanın teknoloji anlamında ileri sarma tuşuydu bence. Birçok alanda geleneksel olarak yaptığımız işleri online platformlarda da aynı verimle yapabileceğimizi gösterdi. Bu durumun kalıcı olacağına inanıyorum. Özellikle kurumsal firmalar startup’ların çıkardığı yenilikçi ürünleri işlerine adapte etmeye başladılar. Bu durum kurumsal ve girişimcilik arasındaki uçurumun gitgide kapandığını ve yerini beraber çalışma kültürünün alacağını göstermekte. Bir taraftan da yeni nesil bir iş bulmak yerine bir iş kurmayı tercih eder hâle geliyor. Girişimci sayısı arttıkça istihdam, kalkınma gibi konuların katma değerini de görmeye başlayacağız.

Girişimcilik, Doğası Gereği Yenilikçi Çözüm Üretmektir

Girişimcilik, özellikle de eko girişimcilik sosyal, çevresel ve kültürel anlamda yaşanan yozlaşmanın da katalizörü olarak görülüyor ve insanlar için şu an sorun olarak ortada duran pek çok problemde çözümün girişimcilik ekosisteminden geleceği belirtiliyor ki, özellikle pandemi döneminde pek çok sorunun çözümü startup’lardan ve teknoparklardan çıktı. Girişimcilik doğası gereği yenilikçi çözümler üretmektir. İklim değişikliği, daha ekolojik bir dünya için girişimcilerin çözümleri daha kısa sürede ve daha hızlı aksiyona dönüşeceğini düşünüyorum.

advanced divider

Her sayısıyla lojistik sektörünün güncel konularını okuyucuları ile buluşturan Argemonia’nın tüm sayılarına aşağıdaki linkten ulaşabilir, en güncel konuları Blog sayfamızdan takip edebilirsiniz.

    PAYLAŞ:

    Küreselleşme ve Lojistik
    Ekim 18, 2021

    Küreselleşme ve Lojistik

    Tarsus Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik

    Amerika'ya Havayolu Taşımacılığı Hizmetleri
    Ekim 15, 2021

    Amerika’ya Havayolu Taşımacılığı Hizmetleri

    Havayolu taşımacılığı, sunmuş olduğu hızlı ve güvenli teslim opsiyonuyla