Türkiye'de Lojistik Sektörü
  • Aralık 8, 2020
  • Blog

Avrupa, Orta Doğu ve Türki Cumhuriyetler arasında bir köprü özelliği taşıması sebebiyle lojistik sektöründe her geçen yıl büyüyen ve güçlenen Türkiye, bu durumun doğal bir getirisi olarak sektördeki rekabetçi koşullarla da bire bir mücadele ediyor. Bu rekabet yalnızca yurt içinde faaliyet gösteren yerli firmalar arasında değil, aynı zamanda yerli firmalarla yabancı firmalar arasında da kıran kırana bir rekabet oluşmasına sebep oluyor.

Türkiye’de lojistik sektörünün gelişimi

Daha önceki yıllarda ağırlıklı olarak karayolu taşımacılığı ve demiryolu taşımacılığı alanlarında söz sahibi olan Türk lojistik sektörü, 1980’lerde başlayan ve kara, hava, deniz ve demiryolunu kapsayan kombine taşımacılık ile de önemli bir çıkış yapmıştır. 1990’larda güçlendirilen kombine taşımacılık alt yapısı 2000’lere gelindiğinde artık dünya standartlarında bir sisteme dönüşmüştür. Oluşturulan bu kalite standartları ve hizmet çeşitliliği ile 2000’lerin başından itibaren yurt dışı irtibat büroları kuran ve başka ülkelerde aktif olarak faaliyet göstermeye başlayan Türk lojistik firmaları, bir anlamda Türkiye’nin lojistik konusundaki potansiyelinin dünyaya duyurulmasında da önemli bir rol oynamıştır.

Rakamlarla Türk lojistik sektörü

Bahsettiğimiz gelişmeler ve çıkarılan mevzuatın da etkisiyle 2018 yılı sonu itibariyle Türkiye’de lojistik sektörünün potansiyel değeri 90-100 milyar dolar seviyesindeyken, uluslararası taşımacılık ve gümrük alanlarında dış kaynak kullanımının %50 olduğu varsayıldığında mevcut pazar büyüklüğünün 50-55 milyar dolar seviyesinde olduğu düşünülebilir.

İki yılda bir Dünya Bankası uzmanları ve Finlandiya’da bulunan Turku Ekonomi Okulu işbirliğiyle hazırlanan “Rekabete Bağlantı –  Küresel Ekonomide Ticaret Lojistiği” raporunda Türkiye, sırasıyla 2012’de 27’inci, 2014’de 30’uncu, 2016’da 34’üncü ve son olarak 2018’de 47.ci sırada yer almıştır. Kümülatif lojistik performans endeksine göre ise 37.ci sırada bulunmaktadır. Genel olarak endeks sırasını belirlemede kullanılan altı göstergenin hepsinde geçmiş rapor dönemine göre değer kayıpları yaşayan Türk lojistik sektörünün özellikle gümrükleme, altyapı ve rekabet göstergelerinde önemli güç kaybı yaşandığı gözlemlenmiştir.

2010’dan bu yana marjinal anlamda çok değişmeyen lojistik faaliyetlerde en yüksek performans gösteren 15 ülkenin bileşiminde hala ilk 15’te, Almanya, Hollanda ve Singapur gibi lojistik sektörünün baskın oyuncuları görülmektedir. Almanya, 2010’dan beridir lojistik performans endeksinde en yüksek toplam puana sahip ülke konumundadır. Bunun yanında, Japonya, Danimarka, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yeni Zelanda’nın lojistik performans endeksi puanlarında yakaladığı ivme de dikkat çekmektedir. Yüksek gelirli ülkeler, lojistik performansları söz konusu olduğunda, ortalama olarak, düşük gelirli ülkelerden yüzde 48 oranında daha yüksek performansa sahiptirler.

Türkiye rekabet koşullarını geliştirmek için neler yapmalı?

Elbette bir ülkenin lojistik sektörü bağlamında diğer ülkelerle rekabet edebilmesi için yalnızca coğrafi avantajlara sahip olması yeterli olmamaktadır. Coğrafi ve jeopolitik avantajların yanında, sonradan edinilebilen birtakım yetkinliklerle lojistik firmaları hem iç pazarda hem de dış pazarda çok daha rekabetçi bir strateji izleyebilirler.

Her şeyden önce teknoloji kullanımı ve yatırımı açısından istenilen seviyeye ulaşmaya çalışan Türk lojistik sektörünün daha yenilikçi olması, yeni iş modellerini benimsemesi, geleceği şekillendirecek yeni trendlere kendini adapte etmesi ve yeni teknolojileri kullanması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, yeni enformasyon sistemleri tabanlı gümrük kapılarının açılması ve mevcut gümrük kapılarının modernizasyon yatırımlarına devam edilmesi, insan kaynaklarının eğitilmesi de sorunları büyük ölçüde giderecektir.

Karayolu yatırımının yanında diğer taşımacılık türlerini içeren altyapı yatırımlarının yapılması bu göstergeden alınacak puanı iyileştirecektir. Diğer taşımacılık türlerine yapılacak altyapı yatırımları ve vergilendirmede yapılacak iyileşmeler de, taşımacılık maliyetini önemli ölçüde rekabet edilebilecek seviyeye çekecektir. Faaliyette olan ve halihazırda yatırımları devam eden lojistik merkezlerinin tüm taşımacılık içerisinde gösterdikleri performanslar ve sürdürülebilirlik hedefleri dikkate alınmalıdır.

Türkiye’nin jeopolitik durumu da ister istemez belirsizlikler de ihtiva etmektedir. Dış etkenler ve politik riskler, sevkiyat maliyetlerini artırırken, zamanında teslimat performansını azaltmaktadır. Bu konuda doğru risk analizleri yapılarak, doğru yönlendirmeler ile istenmeyen durumlardan en az zararla çıkılacak stratejiler belirlenmelidir.

advanced divider

Siz de ulusal ve uluslararası tüm lojistik taleplerinizi çözüme kavuşturacak bir ekip ile çalışarak ürünlerinizin adreslerine zamanında ulaşmasını istiyorsanız hizmetlerimizi inceleyebilir, tek tıkla fiyat teklifi alabilirsiniz.

    PAYLAŞ:

    Doğru Lojistik Yönetimi ile Yeni Pazarlara Ulaşın
    Haziran 18, 2021

    Doğru Lojistik Yönetimi ile Yeni Pazarlara Ulaşın

    Gelişen teknoloji ve hızlı bir şekilde değişiklik gösteren müşteri

    Hava Kargo Pandeminin Getirdiği Yoğun Bir Talep Yaşıyor
    Haziran 16, 2021

    Hava Kargo Pandeminin Getirdiği Yoğun Bir Talep Yaşıyor

    Yolcu pazarlarındaki toparlanmanın henüz gerçekleşememiş olması sebebiyle hava kargo