Lojistik Gelecek Çeyrek Asırda Dönüşecek
  • Kasım 24, 2020
  • Blog

Son 25 yılda hızlı bir değişim ve gelişim geçiren lojistik sektörü, teknolojinin gelişimiyle birlikte parçalı sistemden bütünleşik hizmete dönüşmeye başladı. Sektörün, dijitalleşmenin sonucu olarak beş yıl içerisinde tamamen farklı bir hale geleceği tahmin ediliyor. Dijital teknolojilerdeki gelişimle paralel dönüşümü gerçekleştiremeyen lojistik firmaları yarıştan elenecek.

Türkiye’nin lojistik tarihinde çok modlu taşımacılığa geçiş, oldukça uzun süreçte gerçekleşmiştir. Bunun nedeni, Marshall yardımlarına kadar yurt içi taşımacılığın ağırlıklı olarak posta gemileri ve sınırlı hatlarda demiryolu ile yapılmasıdır. Marshall yardımları sonrası, karayolu taşımacılık modeli benimsenerek, 1990’lı yıllara kadar taşımacılık ağırlıklı olarak kamyon ve tırlarla yapıldı. 90’lı yıllarda Avrupa taşımalarına yönelik açılan yeni Ro-Ro hatları, limanların özelleşmesi ve milenyumun ilk yıllarında sivil havacılığın başlaması, Türkiye’nin lojistik sektöründe entegre hizmetleri ve hızlı gelişimi tetikleyen girişimler oldu. Türkiye’nin dış ticaretindeki büyüme ve coğrafi konumu, dünyanın en büyük lojistik şirketlerinin rotayı Türkiye’ye çevirmesini sağladı. Son çeyrek asır Türk lojistik sektöründe yeni yatırımların, satın almaların ve birleşmelerin yaşandığı ve yerli lojistik firmalar ile uluslararası lojistik firmaların yoğun rekabete girdiği bir dönem oldu. 1994 yılında parsiyel taşımacılık yapmak için kurulan ve bugün entegre lojistik hizmet üreten Ünimar da çeyrek asırda Türk lojistik sektörünün değerli kazanımlarının en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Dünyada lojistik ve taşımacılık ile ilgili akademik çalışmaların geçmişi, Henry Adams’ın Yale Üniversitesi’nde 1850’de başlattığı Ulaşım Ekonomisi dersine kadar uzansa da Türkiye Cumhuriyeti’nin lojistik tarihi kısa bir zaman dilimini ifade eder. 1968 yılına kadar sadece iç taşımalar, cumhuriyetin ilk yıllarında belirli limanlar arasında denizyolu ve sınırlı hatlarda da demiryolu taşımaları yapılırken, 50’li yıllar sonrası karayolu taşımacılığı artmaya başladı. Türkiye’nin ilk uluslararası yük taşımacılığı ise 1968’de bir devlet girişimi olarak Frintaş adı altında, Irak ve İran’a taze sebze ve meyve taşımaya başlanmasıyla gerçekleştirildi. Sonrasında Mersin, İskenderun, Trabzon ve Samsun limanlarından da kamyonlarla diğer Orta Doğu ülkelerine yük taşınmaya başlandı. 

1970’lerden sonra Batı ile Ortadoğu ülkeleri arasındaki ticaretin de artmasıyla özel sektör oluşumlar, lojistik sektöründe rol almaya başladı. 1982’den sonra yeni ekonomi modeli hem Türkiye’nin dış ticaretinin hem de taşımacılık sektörünün mihenk taşlarından biri olarak kabul edilir. Ekonomideki büyümeyle birlikte karayolunun aşırı kullanımı ve araç sayısındaki artışın oluşturduğu olumsuzluklar nedeniyle ulaşım altyapısının bir plan çerçevesinde dengeli bir şekilde geliştirilmesine yönelik “1983-1993 Ulaştırma Ana Planı” oluşturuldu. Plan tam hedeflenen şekilde uygulanamasa da 1980-1990’lı yıllar arasında atılan adımlar kara, hava, deniz, demiryolu ve kombine taşımacılık modellerinin alt yapısını oluşturdu.

Gümrük Birliği, Lojistik Sektörü için Mihenk Taşı Oldu

Sovyetler Birliği ve Doğu Bloğu’nun dağılması Türk nakliyecileri için yeni fırsatlar oluştururken, Yugoslavya’nın dağılmasıyla sonuçlanan iç savaş ise Batıya yönelik taşıma güzergahlarının yeniden şekillenmesine yol açtı. Yükler ve tırlar denizyolu ile Avrupa topraklarına ulaşmaya başladı. Türk lojistik sektörünün ikinci mihenk taşı 1996 yılında Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne girişi oldu. Malların tarife ve eşdeğer vergilerden muaf bir şekilde serbest dolaşımını öngören Gümrük Birliği, Türkiye ile AB ticaret hacmine ivme kazandırdı. Avrupalı şirketler, Türkiye’de yatırımlarını artırdı. AB, zaman içinde Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağı oldu. Ticaretteki bu artış ile Türkiye’de lojistik sektörü güçlenerek büyüdü, hizmetlerini çeşitlendirdi ve küresel lojistik pazarında kendine önemli bir yer edindi. 2000’li yıllarda dünya ile entegre hale gelen Türk lojistik sektörü, emekleme devresini geride bırakarak, uluslararası şirketler ile iş birliğine giden, yurt dışı bürolar açan hizmetlerinin kalitesini sürekli artıran, dinamik bir sektör haline geldi. Türkiye’nin 2001 yılından itibaren uluslararası ticareti, 10 yıl içinde yaklaşık 6,5 kat arttı. Aynı dönemde dünya ticaretinden aldığı pay da yaklaşık yüzde 30 arttı.

Havayolu Taşımacılığı 20 Yılda Uçtu!

Sektörün gelişiminde, limanların özelleştirilmesi ve yeni yatırımlarla operasyonların iyileştirilmesi, hava taşımacılığının özel sektöre açılmasının büyük katkısı oldu. DHMİ verilerine göre, 2002 yılında iç dış hat toplam 251 bin ton olan hava kargo taşımacılığı yapılırken, kargo tonajı, 2018 yılında 1,4 milyon tona çıktı. 10 yıl öncesine göre artış oranı yüzde 226,6 oldu. Son 20 yılda havacılıkta dünya ortalamasının üç katına yakın büyüme sergiledi. SHGM’nin 2018 yılı verilerine göre; havayolu şirketlerinde 29’u kargo uçağı olmak üzere toplam 515 uçak bulunuyor.

Daha Çok Gemi, Liman Yapıldı ve Yük Taşındı

Konteyner limanları başta olmak üzere büyük yatırımlar yapıldı ve 2018 yılında elleçlenen konteyner miktarı 11 milyon TEU’yu geçti. 2003’te limanlarda 190 milyon ton elleçlenen toplam yük miktarı ise 2018 sonunda 460 milyon tona ulaştı. Aynı dönemde benzer büyüme, Türk deniz ticaret filosunda da görüldü. DTO verilerine göre, 2000’li yıllara kadar ağırlıklı olarak küçük tonaj ve kuru yük gemi işleten Türk armatörler, 9 milyon DWT olan filo kapasitesini 2018 yılında 29 milyon DWT’ye kadar çıkarmayı başardı. Ayrıca gemi işletmeleri kimyasal tanker ve konteyner marketinde önemli oyuncular olmaya başladı.

Türk TIR’ları 70 Ülkeye 1,6 Milyon Sefer Yapıyor

Son 20 yılda Türkiye’nin karayolu taşıma filosu büyümenin yanında oldukça gençleşti. Yurt dışına hizmet veren firma ve sahip oldukları çekici/treyler sayısı ikiye katlandı. UND verilerine göre; Türkiye’de bugün toplam 2 bin 481 firma yurt dışına hizmet verirken, bu firmaların toplam 51 bin 593 çekicisi bulunuyor. Sektörün sahip olduğu toplam treyler sayısı ise 80 bini aştı. Bugün uluslararası karayolu taşımacılığı yapan Türk firmaları, üç kıtada 70’ten fazla ülkeye yılda 1,6 milyondan fazla sefer yapıyor.

Çevre Kuralları ile Kartlar Yeniden Dağıtıldı

Ticaretin büyümesini sürdürdüğü aynı dönemde lojistik sektörünün geleceğini de etkileyecek yeni regülasyonlar devreye girmeye başlamıştı. AB’nin 2001-2010 yılları taşımacılık politikasını oluşturan White Paper, karayolu ile diğer modlar arasında bir dengenin oluşturulması ve sürdürülebilir lojistik hizmetlerini odağına aldı. Avrupa Birliği, uzun dönemli ulaştırma altyapısını TEN-T (Trans-European Transport Network) programıyla şekillendirilmeye başladı. 2003 ile 2013 yılları arasında uygulanan Marco Polo programı ile karayolu taşımacılığının artan yük hacmini diğer modlara kaydırmak için intermodal taşımacılığı teşvik edici hukuksal ve teknik tedbirler hayata geçirildi. Kyoto Protokolü’nün 2009 yılında Türkiye’de de yasalaşmasından sonra, çevreci lojistik uygulamalar önem kazandı. Euro 5 ve 6 standartlarına uygun çekiciler, çevreci gemiler ve yeşil limanlar, son 10 yıldır lojistik sektörünün ana gündemi oldu. Özellikle Avrupa taşımalarında çağın ulaştırma modu, intermodal sistemler oldu.

Lojistik Sektöründe Yeni Dönüşüm: Dijitalleşme

Son çeyrek asırda hızlı bir dönüşüm ve gelişim yaşayan Türk lojistik sektörünün bugün gündeminde dijitalleşme var. Endüstri 4.0,OtomasyonNesnelerin İnterneti (IoT, Yapay Zeka, Büyük Veri (Big Data), Blok Zincir (Blokchain), robotikleşme ve elektromobilite… Ticareti ve lojistiği şekillendirecek çok sayıda yeni kavram, terminolojiye girmiş olsa da bu teknolojilerin sektörü nasıl şekillendireceği merak konusu. Otomasyon, robotikleşme, nesnelerin interneti gibi bazı teknolojiler sektörde çoktan kullanılmaya başlandı ve önemli sonuçlar alındı fakat uzmanlara göre bu buzdağının görünen yüzünün sadece bir parçası. e-ticaretin son 10 yılda yarattığı iş hacminin, lojistik sektöründeki büyük değişimin habercisi olduğu vurgulanıyor.

Lojistik, Dijitalleşme ile Beş Yılda Boyut Değiştirecek

PwC tarafından hazırlanan CEE Transport & Logistics Trend Book 2019 başlıklı rapora göre, taşımacılık ve lojistik sektörü dijitalleşmenin sonucu olarak beş yıl içerisinde tamamen farklı bir hale gelmiş olacak. Rapora göre, dijitalleşmenin tüketicilerin ve şirketlerin birbiriyle olan etkileşim şeklini değiştirmesi bekleniyor. Taşımacılık ve lojistik sektöründe operasyonel ve sözleşmeli işlemlerin dijitalleştirilmesi yeni bir gelişme olarak değerlendirilirken, PwC uzmanları, şirketlerin yalnızca gelirleri artırmakla kalmayacağını, aynı zamanda süreçleri basitleştirdiğini, hizmetleri, ürünleri ve iş modellerini dönüştürdüğünü ve aynı zamanda yeterli nitelikli personel eksikliğinin etkisini azalttığının altını çiziyor. Lojistik ve taşımacılık sektöründeki şirketlerde görev olan CEO’ların görüşleriyle hazırlanan raporda, ankete katılan CEO’ların yüzde 68’i dünya çapındaki hizmet sağlayıcıların çekirdek teknolojilerinde değişiklikler beklerken, yüzde 65’i ise dağıtım kanallarında değişiklik bekliyor. Uzmanlara göre; makine ve ekipmanlar (donanım) alanındaki çözümlerin geliştirilmesi, taşımacılık ve lojistik hizmetlerinin verimliliğine büyük ölçüde katkıda bulunabilir. Robotikleşme, elektromobilite, artırılmış gerçeklik teknolojisi, yüksek hızlı demiryolu (HSR) ve “son mil” optimizasyonu gibi başlıklar ulaştırma, taşımacılık ve lojistik endüstrisindeki şirketlerin verimlilik, temel işlemleri otomatikleştirmek, tıkanıklıkları gidermek ve yeni hizmetler tasarlamak gibi özelliklerinin yanı sıra işlerini geliştirebilecekleri diğer çözümler olarak öne çıkıyor.

Verimliliğin Garantisi, Yenilikçi Teknolojilere Hızlı Adapte Olmakta

KPMG de Türk taşımacılık ve lojistik sektörünün uzun vadede küresel rekabetten geri kalmamak için dijital teknolojilerdeki gelişimle uyumlu olarak dönüşümünü mutlaka gerçekleştirmesi gerektiğinin altını çiziyor. KPMG’ye göre sektörde verimliliğin garantisi, yenilikçi teknolojilere hızlı adapte olmaktan geçiyor. KPMG’nin küresel lojistik sektöründeki gelişmeleri ve trendleri ele aldığı son Transport Tracker raporunda, Blok Zincirin, paydaşlar arasındaki faaliyetleri kolaylaştırmanın yanında yeni iş modellerine kapı açarak şeffaf bir tedarik zincirini de beraberinde getireceği belirtiliyor. Raporda lojistik sektörünün blok zinciri teknolojisinden iki şekilde faydalanabileceği belirtiliyor. Bunlardan ilki, bürokratik süreçlerin karmaşıklığını ve maliyetini azaltabilecek olan ‘akıllı kontratlar’, diğeri ise ‘takip ve izleme teknolojisi’. Blok zinciri teknolojisinin lojistik firmalarının gelecek dönemde kârlılıklarını artırmalarına büyük katkı sağlayabileceği vurgulandı.

Sektöre Fayda Sağlayacak Çok Teknoloji Var

KPGM’ye göre, lojistik sektörüne fayda sağlayabilecek çok sayıda teknolojik gelişme mevcut fakat bunların sektörde standart hale gelebilmesi için bir temel atılması gerekiyor. KPGM uzmanlarına göre, lojistikte entegre bir otomasyon teknolojisi oluşturulması için en önemli etken yapay zeka. Bu konudaki temel tartışma, insanların yerini alabilecek dijital iş gücüne yani robotlara odaklanıyor. Bu ‘süper yapay zeka’ olarak adlandırılabilir. Süper yapay zeka, bir alandaki belirli görevleri veya bilgiyi üstlenerek, başka bir alana transfer edebilir. KPGM uzmanları, lojistik sektöründe yeterince değerlendirilmeyen bir diğer bir konunun da, tedarik zincirinin ürettiği büyük hacimli veriler olduğunu dile getiriyor. Ortaya çıkan bu veri oldukça değerli, bu verileri doğru kullanmak, lojistik firmalarının geleceğini belirleyebilir. Yapay zeka bu noktada önemli bir rol oynayacak.

advanced divider

Her sayısıyla lojistik sektörünün güncel konularını okuyucuları ile buluşturan Argemonia’nın tüm sayılarına aşağıdaki linkten ulaşabilir, en güncel konuları Blog sayfamızdan takip edebilirsiniz.

    PAYLAŞ:

    Doğru Lojistik Yönetimi ile Yeni Pazarlara Ulaşın
    Haziran 18, 2021

    Doğru Lojistik Yönetimi ile Yeni Pazarlara Ulaşın

    Gelişen teknoloji ve hızlı bir şekilde değişiklik gösteren müşteri

    Hava Kargo Pandeminin Getirdiği Yoğun Bir Talep Yaşıyor
    Haziran 16, 2021

    Hava Kargo Pandeminin Getirdiği Yoğun Bir Talep Yaşıyor

    Yolcu pazarlarındaki toparlanmanın henüz gerçekleşememiş olması sebebiyle hava kargo